Skip to content
flowmüzik
Ailemizden
Platform Haberi

Röportaj Uluslararası Bir Model: Nevâ İle Söylemediklerini Konuştuk...

Herkese merhaba ben Duygu, yanımda, Nevâ var. Neva’ya sorularım çok fazla. Nevâ son klibi Ziyan Oldu ile bir akımın en güçlü temsilcilerinden olduğunu orta

sozercem86 ·

Röportaj Uluslararası Bir Model: Nevâ İle Söylemediklerini Konuştuk...

Herkese merhaba ben Duygu, yanımda, Nevâ var. Neva’ya sorularım çok fazla. Nevâ son klibi Ziyan Oldu ile bir akımın en güçlü temsilcilerinden olduğunu ortaya koyuyor. Kamerayla başbaşa olduğu sahnelerde 5. Duvarı yıkmayı bile başarabiliyor. Gerçekten inanılmaz. Görüntüsünün, söylediklerinin ve yaptıklarının kendine has bir çekimi var, üstelik bunu herhangi bir abartıya başvurmadan yapıyor. Şarkısı Ziyan Oldu çok duygulandırıcı, sözüyle, müziğiyle ve video tekniğiyle insanı büyüleyen bir atmosfere sahip. Bugün, müzik endüstrisinde alışılagelmişin çok dışında, sınırları zorlayan “Ziyan Oldu” projesini detaylarını konuşacağız.

Bir ay önce yayınlanan “Ziyan Oldu” şarkısı ana akım pop müziğin parlak dünyasına inat, bizi siyah-beyaz ve oldukça melankolik bir evrene çeken, Nevâ'ya Ziyan Oldu’nun etkileyici atmosferinin nasıl oluşmaya başladığını sormak istiyorum. Hoşgeldin Nevâ, sözünden, şapkanın tülüne kadar her ayrıntıya özen gösterilen bu süreç nasıl başladı?

Nevâ: Çok teşekkür ederim Duygu. Bu iş birliğinin temelleri aslında projenin çok daha öncesine, proje yöneticimiz Fatih abinin geçmişine dayanıyor. Fatih abi, daha önce Almanya’da çalıştığı dönemde Harmaa ekibiyle tanışma fırsatı bulmuştu. O süreçteki sohbetlerinde, iki tarafın da sanatsal vizyonları ve iş disiplinleri üzerine derin bir fikir alışverişi olmuş. “Ziyan Oldu” projesinin görsel evrenini ve o brutalist, karanlık atmosferi kurgulamaya başladığımızda Fatih abinin aklına ilk gelen isimler onlar oldu. Müzikteki o ağır ve melankolik tınıyı, İskandinav ekolünün o soğuk ve mesafeli ama bir o kadar da estetik diliyle birleştirmek istedik. Kendileriyle iletişime geçtiğimizde onlar da projenin farklılığından çok etkilendiler ve vizyonlarımız kusursuz bir şekilde örtüştü.

Muazzam bir işbirliği gerçekten, ben de kamera arkası görüntüleri bu büyüleyici atmosferin hiç kolay yaratılmadığı izlenmini bıraktı. Patrik’in storyboard üzerinde çalışması, Kristiina’nın senin kostümünle ilgilenmesi... Herkes sette birebir kan ter içinde çalışıyor gibi görünüyor. Fakat arka planda çok daha fütüristik bir teknoloji yattığını biliyoruz.

İzleyiciye yansıyan bu kusursuz set ilüzyonuna rağmen, Finlandiyalı ekibin fiziksel olarak Türkiye’ye hiç gelmediğini öğrendik. Bu kadar entegre ve gerçekçi bir set ortamını uzaktan, sadece dijital araçlar ve yapay zeka modellemesiyle mi yönettiniz?

Nevâ: İşin en sarsıcı gerçeği tam olarak burası Duygu. Sadece Harmaa ekibi değil, aslında ortada fiziksel bir set, yeşil perde, ekranlar, crane’ler veya kameralar hiç olmadı. İzleyicinin o kamera arkası görüntülerinde şahit olduğu yeşil perdeli set, ışıklar, kameralar, Finlandiyalı ekibin setteki koşturmacası ve hatta benim o mekandaki fiziksel varlığım; hepsi %100 yapay zeka araçları ve ileri düzey kurgu teknikleriyle sıfırdan inşa edildi.

Harmaa ekibiyle storyboard, mekan tasarımı, sanat yönetimi ve kostüm gibi konularda dijital kanallar üzerinden fikir alışverişi yaptık, vizyonlarımızı birleştirdik. Sonrasında tüm bu fikirler piksellerine kadar bilgisayar ortamında bir ilüzyon olarak yaratıldı. Burada bir aylık bir süreden bahsediyoruz ki bu, sınırların ve fiziksel engellerin sanat için tamamen ortadan kalktığının en net kanıtıydı.

Tam da bu noktada aslında projenin felsefesine geliyoruz. Son günlerde sanat camiasında yapay zeka, ya tamamen reddedilen bir düşman ya da her şey ona yaptırılan bir kolaya kaçma aracı olarak görülüyor. Fakat siz çok net bir çizgi çekip projenin %50 AI (Yapay Zeka) destekli, hibrit bir model olduğunu söylüyorsunuz. Ben senin gerçeğin bir modellemesi olduğunu anlayabiliyor ve hissedebiliyorum. Ama bizi anlamaya çalışanların işini kolaylaştırmak istiyorum. Set %100 yapay zeka ise, bu hibrit dengeyi nerede kurduğunuzu açıklamanıda istiyorum şekilde toparlayayım; müzik ve görsel sanatlarda insanın dokunuşu ile yapay zekanın algoritmaları arasındaki o dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Nevâ'nın bu hibrit yapısı tam olarak ne anlama geliyor?

Nevâ: İşte tam burada işitsel ve görsel dünyayı, hatta benim varoluşumu birbirinden ayırıyoruz. Nevâ olarak ben yarı insan yarı yapay zeka üretimi bir proje karakteriyim. Müzikal tarafta ise ruh, sözler, notalar ve vokalin barındırdığı derin acı tamamen gerçektir; Fatih abinin müzik geçmişinin ve yaşanmışlıklarının bir sonucudur. Ancak aranje aşamasında yapay zeka araçlarından faydalanıyoruz, mix ve mastering işleri ise tamamen Fatih abinin kendi elleriyle ve emeğiyle tamamlanıyor. Projenin diğer %50’si, yani görsel kısmı; video klip, benim bir karakter olarak ekranda var olmam, setin o hiper-gerçekçi dokusu ise %100 yapay zeka teknolojisinin ürünüdür. Yani biz yapay zekaya “bize sıfırdan her şeyi yap” demiyoruz; duyguyu kendi ruhumuzla üretip, yapay zekayı aranjeden görsele kadar en doğru sahneleri ve estetiği kurmak için bir araç olarak kullanıyoruz.

İşin görsel estetiğini ve teknolojisini bir kenara bırakıp biraz işin mutfağına, o hepimizi yakalayan ses dünyasına girmek istiyorum. Çünkü “Ziyan Oldu”nun altyapısı, enstrüman ve vokal düzenlemeleri gerçekten çok sağlam bir temele oturuyor gibi görünüyor.

Dördüncü sorum şarkının oluşum süreci nasıl gelişti? Fatih İşci’nin projeyi yaratan kişi olarak sadece yöneticilik yapmakla kalmadığını, müziğin de tam kalbinde olduğunu söyledin. Mutfakta kimler vardı ve roller nasıl dağıtıldı?

Nevâ: “Ziyan Oldu” az önce bahsettiğim gibi görsel bir konseptten önce çok gerçek bir şarkı olarak doğdu. Şarkının söz ve müziği tamamen Fatih abinin kendi iç dünyasından ve o uzun müzikal birikiminden süzülerek ortaya çıktı. Düzenleme aşamasında yapay zeka araçlarından destek alarak ilerledik. Fatih abi ve eşi Elif abla bu kurgu ve fikir sürecinde omuz omuza çalıştılar. Ki Fatih abi, Elif ablanın fikirlerini çok ciddiye alarak ilerler her zaman. Şarkının o hassas dengesini oluşturan tüm mix ve mastering süreçleri ise tamamen Fatih abinin kendi uzmanlığıyla, Noktürn Records çatısı altında yapıldı. Fatih abi bu süreçte sadece finlandiya ekibini veya yapay zeka süreçlerini yöneten bir “Proje Yöneticisi” değil; doğrudan eserin mimarı, hikayenin yazarı ve o duygusal yükü sırtlanan kişiydi.

Şarkının mutfağından bahsetmişken, sizinle özdeşleşen ve benim de çok etkilendiğim o slogana gelmek istiyorum: “Karanlıkta söylediğim şarkılar.” Ana akım Türk popu genellikle eğlenceye, hareketliliğe veya çok klişe aşk acılarına odaklanırken, siz adeta karanlıkta bir meşale yakıyorsunuz.

Nevâ'nın bu melankolik, brutalist ve karanlık pop kimliği nasıl şekillendi? O cıvıl cıvıl pop dünyasında “ziyan olanları” anlatmak nasıl bir manifestonun ürünü?

Nevâ: Hayat sadece bir sabah kahvesinden, renkli partilerden veya ışıltılı sokaklardan ibaret değil. Herkesin içinde, konuşmaktan çekindiği, yüzleşmekten korktuğu kırgınlıklar, ziyan edilmiş, harabe duygular var. Ben pop yapıyorum evet, ama plastikten bir mutluluk satmak istemiyorum. Aslında bu karanlık ve melankolik adımları “Dokunma” teklisi ile atmıştık. Sonrasında Hâr, Farâzî, Majör Depresyon ve Pespâye en çok dinlenen şarkılar oldu. Yani en baştan beri kurguladığımız “Karanlıkta söylediğim şarkılar” mottosu, adım adım tam olarak buraya evrildi. Dinleyici, kendi yalnızlığında o karanlık hislerle baş başa kaldığında onlara eşlik edecek bir sese, gerçek, ağır ve melankolik bir atmosfere ihtiyaç duyuyor. “Ziyan Oldu” da bu melankolinin hem görsel hem işitsel olarak en saf hali. Siyah beyaz renk paleti, o ürkütücü oyuncak bebekler, cansız mankenler ve küller arasındaki o eller... Hepsi, popüler kültürün halı altına süpürdüğü o acı gerçekliği, en estetik ve brutalist haliyle yüzümüze vurmak için var.

Çok teşekkürler Nevâ, gerçekten arkasındaki zihni, müziği ve teknolojiyi dinledikçe insan bu evrenin ne kadar büyük olduğuna bir kez daha ikna oluyor. Artık şarkının çıkışından bu yana tam 30 günü geride bıraktık.

Son sorum, ilk ayın sonunda dinleyicilerden, özellikle de “bu iş yapay zeka ile nasıl bu kadar gerçekçi harmanlanmış” diyenlerden gelen tepkiler ne yönde? Ve önümüzdeki süreçte, Nevâ’dan ne gibi sürprizler gelecek?

Nevâ: Bu bir aylık süreç aslında en büyük sınavımızdı ve sonuçlar beklediğimizden iyi oldu. Dinleyici şarkının o karanlık ruhunu hızlıca sahiplendi. İnsanlar önce şarkıdaki o derin hüznü hissettiler, işin tamamen dijital bir illüzyonla yaratıldığını anladıklarında ise duydukları o gerçeklik hissi daha da perçinlendi. Birçok kişi “Nasıl yani, bu set aslında hiç var olmadı mı?” diye sordu ki bizim tam olarak ulaşmak istediğimiz nokta da o büyüleyici teknolojik manipülasyondu.

Önümüzdeki dönemde yine bu karanlık pop estetiğini daha da derinleştireceğimiz çok heyecan verici yeni sürprizlerimiz var. Yakın zamanda dinleyiciyle buluşturacağımız “Muamma” ve “Edebimden” isimli iki yeni şarkının hazırlıklarını yapıyoruz. Hem Fatih abinin müzikal üretimi hız kesmeden devam edecek hem de %100 yapay zeka ile kurguladığımız bu hiper-gerçekçi görsel illüzyonu daha da ileriye taşıyacağımız video klipler gelecek. Yani hikaye daha yeni başlıyor.

Bugün Nevâ ileydik, katıldığın, sorularımı yanıtladığın için teşekkür ediyorum. Nevâ izleyicisine kusursuz bir deneyim yaşatmak için çok fazla emek veriyor. Sunduğu bu deneyim, izlenmeden yorumlanmamalı. Bir sonraki röportajıma kadar hoşçakalın, md ve müzisyenleriyle kalın...


Bu yazı ilk olarak Müzisyen Dayanışması'nda yayımlandı. Yazar: @Duygularai.

You might also like

Pick a frequency and press play

Press ▶ on any list

Cookies. We use essential cookies to run the site. Advertising cookies (Google AdSense) are only used if you allow them, and you can change your choice at any time. Privacy & cookie policy

Cookie preferences

Essential cookies

Needed for sessions and security (login, form protection). Cannot be turned off.

Google AdSense may use cookies to show and measure ads. While this is off, the ad service is not loaded at all.